Sofya’da Gezilecek Yerler

Sofya’da Gezilecek Yerler

Sofya; Tüm güzelliklerine, tarihi dokusuna, karakteristik özelikleri ve sürprizlerine rağmen; Avrupa’nın en az tanınan ama en çok sürpriz barındıran şehri. Bulgaristan’ın başkenti olması dışında, çoğu gezginin zihninde pek bir çağrışımı yoktur. Ne Paris gibi bir romantizmi vardır, ne Roma gibi bir tarihi ihtişamlı yapıları, ne de Prag gibi kartpostal estetiği... İşte tam da bu yüzden Sofya, kendini gösterme derdi olmayan, aceleci turistlerden öte, şehrin kalbini sakince yaşayarak, hissederek dolaşmak isteyenlere hitap eden bir şehirdir. Sofya’da gezilecek yerler meraklısı için özenle ele alınması gereken bir husustur.

Sofya, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, birçok savaş görmüş, rejim değişikliklerine uğramış ama ruhunu asla kaybetmemiştir. Antik Roma’dan Osmanlı’ya, Sovyet etkisinden modern Avrupa'ya kadar uzanan bu yolculuk, Sofya’yı sadece bir şehir değil, adeta yaşayan bir tarih kitabı hâline getirmiştir. Şimdi gel, bu kitabın sayfalarını birlikte çevirelim.

Sofya’da Gezilecek Yerler

Zamanın Durduğu Kentte Bir Yolculuk…

/veliko

Aleksandr Nevski Katedrali

Altın Kubbelerle Göğe Açılan Dua

Sofya'nın kalbinde, şehri adeta koruyan bir dev gibi yükselen yapı, Aleksandr Nevski Katedrali. Altın kaplı kubbeleriyle sabah güneşini ilk karşılayan, akşamın son ışıklarını da muazzam bir şekilde uğurlayan bu yapı, şehrin en simgesel noktasıdır. 19. yüzyılın sonlarında Bulgar halkının, Osmanlı'dan kurtuluşunu destekleyen Rus askerleri anısına inşa edilmiştir.

Katedrale adım attığınızda sizi ağır bir sessizlik ve içinize işleyen huzur dolu bir tütsü kokusu karşılar. Dev ikonalar, ince işlenmiş freskler, el yapımı ahşap işlemeler... Her detay bir ibadet, bir sabır ve bir sanattır. İçeride kimse yüksek sesle konuşmaz. Bu muhteşem mimari yapıda insanlar konuşsa da sanki kelimeler kubbede asılı kalır. Burada olduğunuzda zaman ilahi bir şekilde ağır akar.

Serdika Antik Kenti

Modern Şehrin Altındaki Roma

Sofya’nın bugünkü şehir merkezi, aslında iki bin yıl öncesinin antik Serdika şehri üzerine inşa edilmiştir. Serdika kalıntıları, metro istasyonunun hemen altında yer alır. Cam panellerle çevrili bu alan, sabah işe giden bir Sofyalının her gün üzerinden yürüdüğü, ama fark etmeden Roma İmparatorluğu'nun taş yollarına bastığı bir yer.

Burada yürürken Roma hamamlarının kalıntılarını, döşemeleri, sütunları görebilirsiniz. Serdika, ziyaretçilerine: “Ben hep buradaydım. Şehir üstüme kurulsa da ben varlığımı hiç ama hiç kaybetmedim.” der. Ayrıca Serdika’ya girmek için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmez. Şehrin en kıymetli tarihi mirası, aslında halkın ayaklarının altındadır.

/veliko

Banya Başı Cami

Sofya’nın Osmanlı Hatırası

Osmanlı'nın Sofya’daki izlerinden biri de şüphesiz ki Banya Başı Camii’dir. Mimar Sinan’ın eserlerinden olan bu zarif yapı, bugün hâlâ aktif cami olarak kullanılmaktadır. Caminin arkasındaki alanda, eskiden bir Osmanlı hamamı bulunurdu. Hatta "banya" kelimesi "hamam" anlamına gelmektedir.

Banya Başı Camii’nin içine adım attığınızda kendinizi İstanbul’da yer alan bir camiideymiş gibi hissedebilirsiniz. Avlusunda görebileceğiniz birkaç yaşlı adamın sohbeti, içeride dua edenlerin huzurlu halleri ve özenle yapılmış taş duvarların serinliği... Her şey çok ama çok tanıdık ama bir o kadar da farklı… Çünkü burası hem Türk hem Bulgar hem de Müslüman hem de Ortodoks bir geçmişin iç içe geçtiği özel bir yapı.

Boyana Kilisesi

Küçük Binanın İçindeki Büyük Sanat

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Boyana Kilisesi, Sofya merkezine biraz uzak olsa da kesinlikle zaman ayırmaya değer bir yer.

10. yüzyılda inşa edilmiş bu küçük Ortodoks kilisesi, içindeki fresklerle adeta bir sanat müzesi gibi. Özellikle 13. yüzyılı anlatan duvar resimleri, Bizans sanatının en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Kilisenin içinde çok kalabalık olma şansınız neredeyse yok denilecek kadar az. Kiliseye ancak birkaç kişi aynı anda girebiliyor. İçeride sessizlik kuralı çok net. Kilisede yer alan freskler o kadar detaylı, yüz ifadeleri o kadar gerçekçi ki bir tabloya değil, sanki bir anıya bakıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Tarihi sevmeseniz bile buraya uğrayın; çünkü bu kilise, geçmişin hâlâ nefes alabildiği nadir yerlerden biri.

/veliko

Vitosha Bulvarı

Şehrin Nabzı Burada Atıyor

Her şehrin bir ana caddesi vardır; İstanbul için İstiklal, Paris için Champs-Élysées, Sofya içinse Vitosha Bulvarı. Kafeler, mağazalar, dondurmacılar ve yürüyen binlerce insanla dolu bu cadde, şehrin en en nefes alan sosyal kalbidir. Gündüzleri alışveriş yapanlarla, akşamları ise arkadaşlarıyla buluşan Sofyalılarla dolup taşar.

Cadde boyunca yürürken bir kafeye oturup yerel bir şarap, bira ya da Kahve ile mola vermek adettendir. Arnavut kaldırımlı yollarda yürürken karşınıza çıkan sokak müzisyenleri, minik sanat galerileri ve grafiti dolu duvarlar, buranın sadece ticari değil, kültürel bir merkez olduğunu da gösterir.

Borisova Gradina Parkı

Şehrin Akciğerleri

Sofya’da doğayla iç içe olmak için şehir dışına çıkmanıza gerek yok. Borisova Bahçesi, şehrin tam ortasında uzanan dev bir yeşil alan. Burada sabah koşusuna çıkanlar, çimlere uzanıp gencinden yaşlısına kitap okuyanlar, çocuklarını bisikletle gezdiren aileler görebilirsiniz.

Park içinde göletler, patikalar, eski sosyalist anıtlar ve spor tesisleri bulunur. Bahar aylarında çiçekler açtığında, Borisova adeta renk yelpazesine dönüşür. Yaz akşamlarında konserler, açık hava sinemaları ve gençlerin gitar çaldığı’ şarkılar söylediği, spontane müzik buluşmalarını burada oldukça fazla görebilirsiniz.

/veliko

Sofya Üniversitesi ve Doktorska Gradina

Gençliğin ve Sessizliğin Buluştuğu Yer

Sofya Üniversitesi, sadece Bulgaristan’ın değil, Balkanlar’ın en köklü akademik kurumlarından biri olarak yer alır.

Neo-klasik mimarisi, muhteşem bronz heykelleri ve tarih kokan koridorlarıyla adeta bir bilgi mabedidir. Üniversitenin hemen yanında yer alan “Doktorlar Bahçesi” (Doktorska Gradina), adını burada gömülü olan hekimlerden almıştır. Üniversite bugünlerde daha çok öğrencilerin ve gençlerin uğrak noktasıdır.

Burada bir bankta oturup kitap okuyan bir öğrencinin yakınında , satranç oynayan iki emekli Sofyalıyı görmeniz kaçınılmazdır . Küçük bir kafeden gelen caz müziği esintileri, havada dolaşan enfes kestane kokusuna eşlik eder. Bu uyum, Sofya’nın asıl ruhu ve kalbidir.

Sofya Sinagogu ve Ortodoks Kiliseleri

İnançların Kardeşliği

Sofya’da farklı inançlara saygı duyulduğunu gösteren en güzel örnek; Şehir merkezinde birbirine çok yakın mesafede duran sinagog, cami ve kiliselerin varlığıdır. Sofya Sinagogu, Avrupa’nın en büyük Yahudi ibadethanelerinden biridir. İçinde yer alan avize, Avusturya’dan özel olarak getirtilmiş ve yaklaşık iki ton ağırlığındadır. Duvarlarda yer alan motifler, Bizans ve Sefarad mimarisinin en zarif bir birleşimlerindendir.

Sveta Nedelya ve Sveta Sofia kiliseleri ise şehrin Ortodoks mirasını taşır. Özellikle Sveta Sofia Kilisesi, şehre adını veren yapıdır. 6. yüzyılda inşa edilmiş olup olan yapı bugüne dek ayakta kalmayı başarmıştır. İçeri girdiğinizde sizi, sade taş duvarlar, doğal ışığın aydınlattığı ikonalar ve zamana meydan okuyan bir huzur karşılar.

/veliko

Sofya’da Gezilecek Yerler: Mutfak

Sofya’da Ne Yenir? Lezzet Durakları

Sofya sadece tarihiyle değil, mutfağıyla da sürprizlerle doludur.

Bulgar mutfağı; Türk, Yunan, Slav ve Orta Avrupa etkilerini taşır. Başlangıç olarak mutlaka “shopska salata” yemelisiniz. Domates, salatalık, beyaz peynir ve zeytinyağından oluşan bu salata yaz aylarında her sofrada yer alır.

Ana yemeklerde kavarma (etli yahni), musaka (evet, Türk mutfağına benziyor ama biraz farklı), ve tarator (yoğurtlu soğuk çorba) öne çıkar. Yerel şaraplar ve rakia (meşhur meyve rakısı) denemeye değer lezzetler arasında en ön sırada yer alır. Eğer hamur işleri seviyorsanız, banitsa adında peynirli börek türü bir atıştırmalık da oldukça popüler bir lezzettir.

Vitosha Caddesi çevresinde ya da Oborishte semtinde yerel lezzetleri sunan çok sayıda samimi restoran bulabilirsiniz. Bazı yerlerde menüde İngilizce yazmıyor olabilir ama hiç sorun değil. Gülümseyin, işaret edin, gelen her şey çok lezzetli olacak!

Sofya’nın Sürprizi Sade Oluşudur

Sofya, sizi ilk görüşte büyüleyen bir şehir değildir. Hatta ilk bakışta biraz yorgun, biraz gri, biraz eski gelebilir. Ama her gün biraz daha icinde nefes aldıkça Sofya’yı gercekten görmeye başladığınız anda o gri duvarların arkasında ne kadar renkli hayatlar olduğunu, var olan eski binaların içinde capcanlı hikâyeler saklandığını fark edersiniz.

Bir bankta oturan yaşlı bir kadının sessizce dua edişi, bir sokak kedisinin tramvay yolunun kenarında güneşlenişi, küçük bir kafede şiir okuyan gençlerin düşüncelere dalışını… Bunları ve nicesini topladığınız anda Sofya’dır. Gösterişli değildir ama samimidir. Ve belki de bu yüzden, bu şehir bir kere gönlünüze girince kolay kolay çıkmaz.

Sofya’da gezilecek yerler hem mistik, hem ruhani hem de tarihi izler taşıyor. Siz de Sofya için bir seyahat planlama eşiğindeyseniz Bulgaristan vize başvurusunda da yardımcı olabiliriz. Bulgaristan vize işlemleri sayfamızı ziyaret ederek ya da bizi +902129700522 hattımızdan arayarak işlemlerinizi başlatabilirsiniz.

Hızlı Erişim

Hemen Başvur

Hemen Başvur

Alanlarında uzman danışmanlarımız ile vize başvurularınızı hızlıca tamamlayın.

Whatsapp