Fransa ile ilgili akla ilk gelen şey kuşkusuz ki romantizm. Tarih, sanat ve lezzetli yemekler oluyor. Başkent Paris’in ışıltılı sokakları, Akdeniz kıyılarının büyüsü, Normandiya’nın dingin doğası, Loire Vadisi’nin masalsı şatoları veya Alpler’in görkemli dağları… Tüm bunlar bir araya geldiğinde Fransa’yı dünyanın en çok turist çeken ülkelerinden biri haline getiriyor. Fransa’da gezilecek yerler gezginlerin sıklıkla araştırma yaptıkları detaylar.
Fransa’da gezilecek yerler yazımızla Fransa’nın farklı şehirlerini ve bölgelerini, yani gezilip görülmesi gereken en özel yerlerini tüm detaylarıyla anlatacağım. Yazı boyunca sadece Paris değil; aynı zamanda Bordeaux, Lyon, Marsilya, Nice, Strasbourg, Lille, Toulouse, Cannes, Normandiya, Alsace, Loire Vadisi ve Provence gibi birçok noktaya da değineceğim. Böylece Fransa’yı sadece Eyfel Kulesi’nden ibaret sananların yanıldığını hep beraber göreceğiz.
Fransa’ya gelip de Paris’i görmeden dönmek olmaz. “Işıklar Şehri” ismini sonuna kadar hak eden Paris, hem tarihi hem de modern yüzüyle ziyaretçilerini büyülüyor. Şehre ayak bastığınız anda Seine Nehri’nin kıyısında yürürken kendinizi adeta bir film sahnesinde gibi hissediyorsunuz.
Şehrin en ikonik yapısı kuşkusuz Eyfel Kulesi. Gündüzleri şehrin dört bir yanından görülen bu devasa demir yapı, geceleri ışıklandırıldığında bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Eyfel’in ucuna doğru çıktığınızda ise Paris’i kuşbakışı seyretmek unutulmaz bir deneyim oluyor.
Bir diğer önemli nokta Louvre Müzesi. Dünyanın en büyük sanat müzelerinden biri olan Louvre’da sadece Mona Lisa değil, binlerce yıllık heykeller, tablolar, antik eserler ve daha neler neler var. Burayı gezmek için birkaç saat değil, birkaç gün ayırmanız gerekiyor.
Paris’in kalbindeki Notre Dame Katedrali, Victor Hugo’nun ünlü romanıyla hafızalara kazınmış durumda. 2019’daki yangında büyük zarar görmüş olsa da restorasyon çalışmaları devam ediyor ve katedral hâlâ şehrin sembollerinden biri.
Şanzelize Bulvarı (Champs-Élysées) ise alışverişten yeme içmeye kadar birçok seçeneğin bir arada bulunduğu bir cadde. Bulvarın sonunda yükselen Zafer Takı (Arc de Triomphe), Napolyon döneminden kalma ihtişamıyla şehri süslüyor.
Paris’in sadece turistik yerlerinden değil, küçük kafelerinden, kitapçılarından ve Seine Nehri üzerindeki köprülerinden de büyüleneceksiniz. Özellikle Saint-Germain bölgesi, entelektüel havasıyla farklı bir ruh taşıyor.
Paris’ten sonra rotamızı Fransa’nın güneydoğusuna, Rhône ve Saône nehirlerinin birleştiği noktaya kurulmuş olan Lyon şehrine çevirelim. Burası Fransa’nın gastronomi başkenti olarak biliniyor. Yani Fransa’da yemek kültürünü en iyi hissedeceğiniz şehirlerden biri burası.
Lyon’un tarihi merkezi UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Vieux Lyon olarak bilinen eski şehir bölgesi, geleneksel restoranları, dar sokaklarıyla taş evleri mutlaka görülmeli. Şehrin ana simgesi sayılan Notre-Dame de Fourvière Bazilikası, tepedeki konumuyla Lyon’a bakan harika bir manzaraya sahip.
Yemek konusunda ise Lyon’un ünlü “bouchon” denilen küçük restoranlarında mutlaka geleneksel yemekleri tatmalısınız. Özellikle “quenelle” adı verilen balık köftesi, “saucisson” yani çeşitli soslar eşliğinde sunulan sucuk ve peynir çeşitleri Lyon mutfağının vazgeçilmezleri arasında.
Fransa’nın en eski şehirlerinden biri olan Marsilya, Akdeniz kıyısında yer alıyor. Çok kültürlü yapısı, limanı, hareketli sokakları ve deniz ürünleriyle ünlü mutfağıyla turistleri cezbediyor.
Marsilya’nın en önemli simgesi Vieux-Port (Eski Liman). Burada sabahın erken saatlerinde balıkçıların teknelerinden tuttukları taze balıkları satmalarına tanık olabilirsiniz. Limanın çevresinde ise birçok restoran bulunuyor ve özellikle “bouillabaisse” adlı balık çorbası Marsilya mutfağının en ünlü yemeği.
Şehrin yüksek bir noktasında bulunan Notre-Dame de la Garde Bazilikası, hem dini önemi hem de muhteşem manzarasıyla şehrin sembolü haline gelmiş durumda. Fransa’da gezilecek yerler kapsamında da en gözde yerlerden biri…
Marsilya aynı zamanda çevresindeki doğal güzelliklerle de ünlü. Özellikle Calanques Milli Parkı, turkuaz rengi denizi, sarp kayalıkları ve gizli koylarıyla tam bir doğa harikası. Yaz aylarında tekne turlarıyla bu koyları keşfetmek oldukça keyifli oluyor.
Fransa’nın güney kıyılarında yer alan Nice, Akdeniz’in en gözde tatil şehirlerinden biri. Özellikle yaz aylarında turistlerin akınına uğrayan Nice, masmavi denizi, uzun kumsalları ve rengârenk çiçeklerle dolu sokaklarıyla büyüleyici bir atmosfere sahip.
Şehrin en ünlü noktası Promenade des Anglais adı verilen sahil yolu. Burada sabah yürüyüşü yapmak ya da akşamüstü gün batımını izlemek unutulmaz bir deneyim. Ayrıca Nice’in tarihi merkezi olan Vieux Nice, daracık sokakları, pazar yerleri ve rengârenk evleriyle tam bir Akdeniz kasabasını andırıyor.
Nice’i cazip kılan bir diğer nokta ise Fransız Rivierası’nın kalbinde yer alması. Buradan kolayca Cannes, Monaco ya da Saint-Tropez gibi ünlü yerlere günübirlik geziler yapabilirsiniz. Özellikle Cannes Film Festivali döneminde şehir adeta bir yıldızlar geçidine dönüşüyor.
Fransa şaraplarıyla ünlü bir ülke ve bu kültürün kalbi kuşkusuz ki Bordeaux. Şarap bağlarıyla çevrili bu şehir, aynı zamanda tarihi ve mimarisiyle de büyüleyici bir atmosfer sunuyor.
Bordeaux’nun merkezinde yer alan Place de la Bourse ve hemen önündeki Miroir d’eau (su aynası), şehrin en çok fotoğraflanan noktalarından biri. Burada gündüzleri tarihi binaların ihtişamına, geceleri ise suya yansıyan ışıklara hayran kalacaksınız.
Şarap meraklıları için Bordeaux tam bir cennet. Şehrin dışında kalan bağlarda şarap tadım turlarına katılabilir, dünyaca ünlü Bordeaux şaraplarının nasıl üretildiğini yerinde görebilirsiniz. Özellikle Saint-Émilion kasabası, Orta Çağ’dan kalma atmosferiyle görülmeye değer.
Fransa’nın doğusunda, Almanya sınırına yakın bir bölgede yer alan Strasbourg, hem Fransız hem de Alman kültürünün izlerini taşıyan büyüleyici bir şehir. Şehre adım attığınız anda, yarı ahşap rengârenk evlerin dizildiği sokaklarıyla adeta bir masal diyarına girersiniz. Özellikle “La Petite France” adı verilen eski şehir bölgesi, kanalları, çiçeklerle süslü köprüleri ve küçük kafeleriyle kartpostallardan çıkmış gibidir.
Strasbourg’un en görkemli yapısı ise hiç kuşkusuz Notre-Dame Katedrali’dir. Gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri olan bu yapı, ince işçiliğiyle insanı büyüler. Katedralin kulesine çıktığınızda bütün şehrin ve Ren Nehri’nin manzarasını izlemek unutulmazdır. Alsace bölgesinin diğer kasabaları da Strasbourg kadar etkileyici. Colmar, rengârenk evleriyle “masal şehri” olarak bilinir. Kanalların kıyısındaki pastel renkli evler, adeta tablo gibi görünür. Alsace’ın köylerinde dolaşırken, sokak aralarından yükselen üzüm bağlarıyla karşılaşmak da mümkündür. Bölge aynı zamanda Fransa’nın en ünlü şarap rotalarından birine ev sahipliği yapar.
Fransa’nın güneybatısında yer alan Toulouse, “Pembe Şehir” (La Ville Rose) olarak bilinir. Bunun nedeni, şehrin binalarında kullanılan pembe tuğlalardır. Güneş ışıkları bu tuğlaların üzerine vurduğunda şehir sanki farklı bir renge bürünür. Toulouse, enerjik, genç nüfuslu ve canlı bir şehirdir çünkü büyük bir öğrenci kitlesine ev sahipliği yapar.
Şehrin kalbi Capitole Meydanı’dır. Bu geniş meydan, kafelerle, restoranlarla ve tarihi binalarla çevrilidir. Özellikle akşamları burada oturup şehrin hareketini izlemek ayrı bir keyiftir. Toulouse aynı zamanda Avrupa havacılık sanayisinin merkezlerinden biridir. Airbus fabrikaları buradadır. Havacılığa merakı olanlar için eşsiz bir ziyaret noktasıdır. Fakat şehrin asıl cazibesi, Garonne Nehri kıyısında yürüyüş yaparken, güneşin batışıyla birlikte ortaya çıkan renk şölenidir.
Fransa’nın tam kalbinde yer alan Loire Vadisi, masalsı şatolarıyla ünlüdür. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu bölge, yüzyıllar boyunca Fransız krallarının ve soylularının gözde yaşam alanı olmuştur. Bugün ise Loire Vadisi, hem doğası hem de tarihi yapılarıyla ziyaretçileri büyüler.
Vadide 300’den fazla şato bulunur. Bunlardan en ünlüleri arasında Château de Chambord, Château de Chenonceau ve Château d’Amboise vardır. Chambord, devasa büyüklüğü ve ihtişamlı mimarisiyle öne çıkar. Chenonceau ise Cher Nehri’nin üzerine kurulmuş köprü yapısıyla farklı bir güzelliğe sahiptir. Amboise Şatosu’nda ise Leonardo da Vinci’nin son yıllarını geçirdiği ev bulunur.
Vadide yalnızca şatolar değil, aynı zamanda üzüm bağları, küçük köyler ve yemyeşil doğa da vardır. Loire Nehri kıyısında bisikletle ya da yürüyerek gezmek, bölgenin büyüsünü daha da artırır.
Fransa’nın kuzeybatısında yer alan Normandiya, hem tarihiyle hem de doğasıyla etkileyici bir bölgedir. İkinci Dünya Savaşı çıkarmasının gerçekleştiği Normandiya Plajları, bugün tarih meraklıları için önemli bir durak. Fakat bölge sadece savaş tarihiyle değil, aynı zamanda dingin sahilleri, yüksek kayalıkları ve yemyeşil doğasıyla da güzeldir.
Normandiya’nın en önemli simgesi ise Mont-Saint-Michel’dir. Gelgitlerle çevrili bu ada üzerindeki manastır, sular çekildiğinde yürüyerek ulaşılabilecek bir hale gelir, sular yükseldiğinde ise adeta denizin ortasında yükselen büyülü bir kale gibi görünür.
Normandiya’nın hemen yanında yer alan Bretagne (Brittany) ise vahşi kıyılarıyla bilinir. Rüzgârın şekillendirdiği kayalık sahiller, Atlantik’in güçlü dalgaları ve deniz fenerleri bölgeye bambaşka bir atmosfer katar. Bretagne köylerinde dolaşırken taş evler, dar sokaklar ve küçük balıkçı limanlarıyla karşılaşırsınız.
Ülkenin güneydoğusunda yükselen Alpler, doğaseverler ve adrenalin tutkunları için adeta bir cennettir. Kış aylarında kayak, yaz aylarında ise yürüyüş, dağ bisikleti ve doğa keşfi için idealdir.
Chamonix ise Mont Blanc’ın eteklerinde yer alan bir dağ kasabasıdır. Avrupa’nın en yüksek zirvesine ev sahipliği yapan bu kasaba, dağcıların ve maceraperestlerin gözde noktasıdır. Teleferikle Mont Blanc’a doğru çıkarken göreceğiniz manzara, insanın hafızasından kolay kolay silinmez.
Annecy, “Alpler’in Venedik’i” olarak bilinir. Masmavi gölü, çevresini saran dağlar ve kanal kıyısındaki renkli evleriyle romantik bir atmosfere sahiptir. Burada göl kenarında yürüyüş yapmak ya da küçük teknelerle gölde gezinti yapmak unutulmaz bir deneyimdir.
Grenoble ise dağlarla çevrili bir şehir olup, canlı öğrenci hayatı ve tarihi sokaklarıyla öne çıkar. Şehri yukarıdan görmek için teleferikle çıkılan Bastille Tepesi, nefes kesici bir manzara sunar.
Fransa’nın güneyinde yer alan Provence, huzurun ve renklerin buluştuğu bir bölgedir. Yaz aylarında lavanta tarlaları mor renge bürünür ve bütün bölgeyi büyüleyici bir koku sarar. Bu manzarayı görmek için özellikle Valensole Platosu tercih edilir.
Provence’ın köyleri ise ayrı bir güzelliktedir. Gordes, taş evleriyle ünlü dağ köylerinden biridir. Roussillon ise kırmızı ve turuncu renkli kayalarıyla dikkat çeker. Bu köylerde dolaşırken, sanki zaman durmuş gibi hissedersiniz. Provence, aynı zamanda üzüm bağları, zeytin ağaçları ve pazar yerleriyle tipik Akdeniz yaşamını sunar.
Fransa’nın cazibesi sadece büyük şehirlerinde değil, küçük kasaba ve köylerinde de gizlidir. Honfleur gibi liman kasabaları, pastel renkli haneleriyle sanatçılara ilham verir. Eguisheim gibi Alsace köyleri, çiçeklerle süslü dar sokaklarıyla bir tabloyu andırır.
Bu köylerde insanlar yavaş bir yaşam sürer. Sabahları ekmek fırınından yayılan koku, öğleden sonraları meydanda oturan yaşlıların sohbetleri, akşamları evlerden yükselen yemek kokuları bu yaşamın ayrılmaz parçalarıdır. Fransa’yı anlamak istiyorsanız sadece büyük şehirleri gezmek değil, bu küçük yerleşimlere uğramak da gerekir.
Fransa’yı gezmek, hayallerin coğrafyasına adım atmaktır. Paris’in ışıklarıyla büyülenirken Alsace’ın masal kasabalarında kendinizi Orta Çağ’da hissedersiniz. Loire Vadisi’nin şatolarında tarihin ihtişamına tanık olurken Provence’ın lavanta kokulu yollarında zamanın daha yavaş aktığını fark edersiniz. Alplerin zirvelerine gökyüzüne doğru uzanırken Normandiya’nın dalgaları size doğanın gücünü yeniden anımsatır. Fransa, her köşesiyle insanın ruhunu besleyen, kalbine dokunan ve hafızasında silinmez izler bırakan bir ülkedir.
Eğer yolunuzu bir gün Fransa’ya düşürürseniz, yanınıza sadece valizinizi değil, merakınızı, hayallerinizi ve keşfetme tutkunuzu da alın. Çünkü Fransa, sadece gezmek için değil, yaşanmak için var. Ve orada yaşadığınız her an, hayatınızın en değerli sayfalarından birini yazacaktır.
Fransa’da gezilecek yerler listeniz hazırsa Fransa vizesi başvurunuz için hemen uzmanlarımıza ulaşarak başvurunuzu yapabilirsiniz.
0212 970 05 41Alanlarında uzman danışmanlarımız ile vize başvurularınızı hızlıca tamamlayın.